17th Ağustos 2008

Yeniden

posted in Aşk Öyküleri |

Yıllar önce tanıdığım bir erkeğin kıvrımlarında, aradan geçen zamanı yadırgamaksızın yeniden gezinmenin keyfi hakim bugün bedenimde. Dinginliğim bundan olsa gerek. Aldığım tadın ne olduğuna karar veremiyorum. Hem tatlı hem değil, hem keyifli hem mahcup.

O; gizemli bir dünyaydı eskilerde. Bir sabah kapı zili beni ona çağırana kadar. Keşfedilmenin verdiği kadınsal onur dalgası, keşfetmeye başlamanın sınırlı dünyasında yarım kaldı. Anladım ki, geçmişin bilinmezliklerine fırsat tanımadan bedenlerin kargaşasına kapılıp donakaldık. Gizem içine kapandı ve kendini erteledi.

Zamansız bir buluşma; ve tadına varılamayan bir iki günü kurtaran tek şey nevrotik döngülerin yansıması ile tanışmak oldu. Bir nebze daha yakınlaşmıştım ki bir bilet alıp ikamet adresimin yolunu tuttum.

Yıllar biraz çabuk geçmiş, hafif büyümüşüz – benim için içerikte geçerli olmadığı izlenimi uyandırsam da-, gelişmişiz. Yozlaşmadan korunmuş lakin derinliği yüzeysellik kadar hafife alır tavırlarda bulduğum kendimi örtüştürdüm ağır adamla. Ağırlığı ki; telefonda sesini duyduğum an toparlanma güdüsü geliştiren bir güce erişmiş. Buna rağmen sınırlarını zorlayan şımarıklığıma sadece hafif bir yorgunluk ifadesiyle tepki verdi.

This entry was posted on Pazar, Ağustos 17th, 2008 at 21:14 and is filed under Aşk Öyküleri. You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.

Yorum Yaz

  •  

  • Ocak 2009
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Ağu    
     1234
    567891011
    12131415161718
    19202122232425
    262728293031  

"