15th
Ağustos
2008
Daha kaç geceler böyle sessiz, böyle sensiz yaşayacağım? Bilmiyor musun ki ey yar, beni ne çok mahvediyor uzaklığın, ne çok bölüyor kalbimi kalbin…
Bir gece daha başlıyor… Önümde upuzun yaşayacağım bir gecem, bir karanlığım daha var. Saatlere, saniyelere gireceğin; damarımdaki kanıma kadar işleyeceğin bir gecem daha başlıyor… Bir gecem, bir sevdam daha başlıyor ama yazık ki gözyaşları ma giren olmayacaksın yinede.
Devami icin tikla… »
posted in Aşk Öyküleri |
15th
Ağustos
2008
Derin bir meditasyonda yırtıcı bir ses duydu Martı Ustası. İçi ürperdi. Gözlerini açtı. Nefes nefeseydi. Öğrencisi hayretle odaya girdi. “Efendim! İyi misiniz?”
Hassas çocuğa baktı. Dışardan algılamış yardıma gelmişti. Kulaklarında çınlayan cümleyi aynen tekrarladı. “Nagura Takagure. Onu bul ve sen ya da o ölmeden durma!”
İçi kavruldu Martı Ustası’nın. Kılıcı bıraktığı yıllardan sonra derinliğinde ilk kez böyle bir şeyi duyuyordu. Uzun yıllar inzivada en büyük hakikati arıyordu. Şimdiyse bu garip emir. Bu düş. Bu vizyon… Anlaşılmaz ve korkunçtu. Devami icin tikla… »
posted in Aşk Öyküleri |
15th
Ağustos
2008
Gün oldu günlerim soldu beni bıraktığın ana benim için zaman doldu düşmanım oldu sevda dönen dünya zalim korku tünelinde yalşnızım sensizim bebeğim pişmandeğilim yaşadıklarımıza dönüpbakyığım an arkama gözlerinden inen herdamla dur emrimi dinlemedi yaptıkların hala aklımda neden sevdinki derdim yokken dert ekledin üstüme …bırakıp beni, gitmenin üstene tek bir seferli,ğine seni seviyorum de…..
Yar sevgin vardı senin
Bırakıp beni gittin
Neden böyleterk ettin
Sensiz günler geçermi
Daha sevmeden ..
Bu acılarmı geçer…
Ağlarım kim ler duymaz simi aykırırım geceye yıldızlara ismini nsizim çaresiz ir aşıma yalnız yağmur göz yasım s aklar arkdaşım kendime ile ya ancıyım yalancıyım aynalara istan ul ile ağlıyor itenm aşkımıza ssiz ir aykırıs u maziden kalan ns,iz ir yakarış u alimi anlatan arkanda ırakyığın yıkık dökük adam dostalar ni sordu o gittidiyemedim nefessiz kaldım kıymetini bilemedim herkezi sildim senisilemedim keşke vurup öldürseydin takmasaydım ayrılığı cok özledim yar seni unuttum baharı aklına gelirde birgün düşünürsen beni ve beni düşündükçe seviyorum seni…
Yar sevgin vardı senin
Bırakıp beni gittin
Neden böyleterk ettin
Sensiz günler geçermi
Daha sevmeden ..
Bu acılarmı geçer
posted in Aşk Öyküleri |
15th
Ağustos
2008
Bundan yuzyillar once deniz asiri, cok guzel bir ulke varmis. Tabi her masalda oldugu gibi bu masalda da o ulkenin bir krali ve
tabii ki bir de prensesi varmis. Prenses dunyalar guzeli bir kizmis. Kral
ona bakilmasini yasaklamis, her gun dolasmak icin saray muhafizlari ile
sarayin disina cikacagi ilan edildiginde halk egilir ve gozlerini kapatir,
ya da evlerine kacisirmis. Devami icin tikla… »
posted in Aşk Öyküleri |
15th
Ağustos
2008
Mavi Kurdele
New York’ta yasayan bir öğretmen, Lise son sınıfındaki öğrencilerinin “diğer insanlardan farklı özelliklerini” vurgulayarak onurlandırmaya karar vermiştir. California Del Mar’dan Helice Bridges tarafından geliştirilmiş süreci kullanarak, her bir öğrencisini teker teker tahtaya kaldırdı. Devami icin tikla… »
posted in Aşk Öyküleri |
15th
Ağustos
2008
Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki
bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor
ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük
bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini öntarafa koyunca,
çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği
kullanmaktaydı. Hem de güçlükle.. Adam ona bir kez daha göz attı. Devami icin tikla… »
posted in Aşk Öyküleri |
15th
Ağustos
2008
Yüksek ökçeli kırmızı rugan ayakkabılarıyla karanlığı delercesine yürüyordu kızıl saçlı kadın.
Omzunda taşıdığı ucuz mal çantasına sıkı sıkı sarılmıştı, kuvvet alırcasına.
İlerliyordu sonu gelmez yolda bir yerlere yetişme çabasında…
Soğuk esen rüzgâr uçururken saçlarını, ürperdiğini hissetti kadın.
Üşüyordu… Şaşırdı! Hiç bir mevsim etkilemezdi onu.
Issız bir parkta bir banka oturdu kadın. Kırmızı rugan ayakkabıları ilişti gözüne. Acı bir tebessümle irkildi yerinden. Devami icin tikla… »
posted in Aşk Öyküleri |
15th
Ağustos
2008
Uzakdoğu’da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.
Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu.
Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz’süz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.
Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı.
Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Devami icin tikla… »
posted in Aşk Öyküleri |
15th
Ağustos
2008
Köyün tek çeşmesi başında üç kadın sıraya girmiş kaplarına su doldurmaktaymış. Kadınlar aralarında çene çalarken yanlarına yaşlı bir adamyaklaşmış ve kadınların konuştukları ile yakından ilgilenmiş.Birinci kadın şöyle demiş; “Bakınız benim bir oğlum var. Becerikli mi becerikli,yetenekli mi yetenekli. İnanın örnek bir delikanlıdır o.”
Devami icin tikla… »
posted in Aşk Öyküleri |
15th
Ağustos
2008
gecenin bilmem kaçı şimdi. soğuk.. sırtım buz… uykusuz geceler o kadar çoğaldı ki.. şiirsiz geceler.. sana neler söyleyeceğimi bilemiyorum. senin ‘otomatikteyim’ dediğin moddayım.. hayat kendiliğinden akan bir nehir gibi geçip gidiyor önümden.. ben seyirciyim.. arada bir derin suların yeşilinde kendi suretimi görüyorum.. sonrası yok..
Devami icin tikla… »
posted in Aşk Öyküleri |